Türkiye'nin önemli merkezlerinden Giresun, güncel gelişmelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Son haftalarda Istakoz konusu, okuyucularımızın en çok takip ettiği başlıklardan biri oldu. Aşağıda konunun tüm yönlerini mercek altına alıyoruz.

En büyük doğal düşmanlarından birisi ahtapottur. Istakozların uzun gövdeleri, kaslı kuyrukları vardır ve deniz tabanındaki yarıklarda veya oyuklarda yaşarlar. Beş çift bacaktan üçünün, ilk çift de dahil olmak üzere, genellikle diğerlerinden çok daha büyük olan pençeleri vardır. Istakozlar ekonomik açıdan yaşadıkları kıyı bölgelerinde en kârlı deniz ürünlerinden biridir.

Kayıtlara bakıldığında, canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz. Çünkü diğer kabuklu deniz hayvanları gibi ses telleri yoktur. Çıkan sesler aniden çok sıcak suya maruz kalıp, çatırdayan kabuklarından gelir. Ani ölüm olmazsa, su dışında kalan ıstakoz bir çeşit salgıyla ölmeden önce kendi etini yenilmez hâle getirip zehirlenmeye sebebiyet verebilir.

(MHNT) Melanargia galathea - Tarabel, France - female ventral
(MHNT) Melanargia galathea - Tarabel, France - female ventral

Araştırmalar gösteriyor ki, istakozlar (Nephropidae), denizlerde yaşayan bir kabuklu familyasıdır. Renkleri türlere göre değişiklik gösterse de mavinin tonlarından yeşil, kahverengiye kadar renklerde görülebilir. 30-35 cm boy 4-5 kiloya kadar büyüyebilirler.

Giresun İçin Öne Çıkan Detaylar

Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.ilk önce 6 taşı oyun dışına atan kazanır.

Galathea longirostris
Galathea longirostris

Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:

Eğer rakip çizgisel yönde üç veya daha fazla taş dizmişse bu taşları rakibin dizdiği yönde itemezsiniz. Abalone'de aynı anda en fazla üç taş hareket ettirilebilir.

Eğer aynı çizgi üzerinde bir oyuncunun taşları diğer oyucunun taşları bitişikse ve rakip oyuncunun taşından bir veya iki fazla taşı var ise bu durumda taşı fazla olan oyuncu rakibinin taşlarını bir deliği geçmeyecek şekilde itebilir; bu hamleye Sumito denir. Sumitonun olması için rakip oyuncunun taşlarının arkasında bir adet boş delik bulunması lazımdır. Sumito sadece çizgisel yönde olabilir yatay şekilde olmaz.

Galathea sahariana Garassino, De Angeli & Pasini, 2008
Galathea sahariana Garassino, De Angeli & Pasini, 2008

Doğu Karadeniz Dağları'nın orta kesimleri il sınırları içerisinde yer almakta olup Giresun Dağları adıyla bilinir ve Zirvesi olan Abdal Musa Tepesi 3.331 m'dir. Denizden itibaren yükseklikler hızla yer yer 2.000 metre yüksekliğe ulaşırlar. Derin vadilerle parçalanmış Giresun Dağları üzerinde eski buzulların açığı topoğrafik formların yanı sıra, buzul göllerine de rastlanmaktadır. İl sınırlarında yer alan önemli yükseltiler şunlardır: Abbal Musa Dağı (3.331 m), Gâvur Dağı (3.248 m), Küçükkor Dağı (3.044 m), Cankurtaran Dağı (3.278 m), Karagöl Dağı (3.095 m), Akılbaba Dağı (2.826 m),Sis Dağı(2182),Çaldağı (2.035 m)

Eski adı Yunanca: "Kerasounta" (Κερασούντα), "Pharnacia", "Choerades" olan şehrin adı daha sonraları Roma ve Bizans yönetiminde "Kerasous" veya "Cerasus" olarak değiştirilmiştir. Kerasus, Yunanca "boynuz" demektir ve yarımadayı tasvir etmek için kullanılmıştır, "ounta" son eki ile birlikte Kerasous olan şehrin adı zamanla "Kerasunt" olarak söylenilmiştir. Pontus Devleti'nin yıkılıp Roma hakimiyetinin başlamasından sonra Giresun yöresinin yerli kabileleri süratle asimile olarak tarih sahnesinden çekilmiştir. Bununla birlikte Roma ve Bizans kaynaklarında bölge halkı Can (Tzan) olarak adlandırılmaya devam etmiştir. Roma döneminde Giresun Karadeniz'in oldukça önemli bir şehri durumundaydı. Bilindiği üzere, bu dönemde şehir kendi adına para basma yetkisine sahip olacak kadar gelişmiştir.

Giresun İçin Öne Çıkan Detaylar

Sonuç olarak Giresun'nin bu alanda artan dinamizmi, hem yerel hem de bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Önümüzdeki dönemde konunun nasıl şekilleneceği, hem yatırımcılar hem de vatandaşlar tarafından merakla bekleniyor.

Istakoz başlığı, Giresun için sadece bir gündem maddesi değil, aynı zamanda şehrin vizyonunu da yansıtan bir göstergedir. Bu tarz gelişmelerin toplumsal ve ekonomik yansımaları uzun vadede kendini gösterecektir.

En büyük doğal düşmanlarından birisi ahtapottur. Istakozların uzun gövdeleri, kaslı kuyrukları vardır ve deniz tabanındaki yarıklarda veya oyuklarda yaşarlar. Beş çift bacaktan üçünün, ilk çift de dahil olmak üzere, genellikle diğerlerinden çok daha büyük olan pençeleri vardır. Istakozlar ekonomik açıdan yaşadıkları kıyı bölgelerinde en kârlı deniz ürünlerinden biridir.

canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz. Çünkü diğer kabuklu deniz hayvanları gibi ses telleri yoktur. Çıkan sesler aniden çok sıcak suya maruz kalıp, çatırdayan kabuklarından gelir. Ani ölüm olmazsa, su dışında kalan ıstakoz bir çeşit salgıyla ölmeden önce kendi etini yenilmez hâle getirip zehirlenmeye sebebiyet verebilir.

Istakozlar (Nephropidae), denizlerde yaşayan bir kabuklu familyasıdır. Renkleri türlere göre değişiklik gösterse de mavinin tonlarından yeşil, kahverengiye kadar renklerde görülebilir. 30-35 cm boy 4-5 kiloya kadar büyüyebilirler.

Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.

Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:

Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.ilk önce 6 taşı oyun dışına atan kazanır.

Abalone altı köşeli ve altmış bir delikten oluşan bir yüzeyde, küre şeklinde olan on dört adet beyaz ve on dört adet siyah taşla oynanır. Mermer taşlarla yapılan sumo güreşi diye de özetleyebileceğimiz oyunda amaç rakibin altı taşını oyun alanının dışına atmaktır. Sınırsız kombinasyona sahip bir zeka oyunu olmasının yanında öğrenilmesi de çok kolaydır. Ayrıca mermer taşlar oyuncuları fiziksel olarak da rahatlatır. Rakibin taşlarını iterken çıkan tık-tık-tık sesini müziksel bulanlar bile vardır.

Oyunu her zaman siyahlar başlatır. Aşağıda görülen standart açılış dizilimidir. Beş taş arkada altı ortada üç taş ise öndedir. Oyunda taşlar üç şekilde hareket ettirilebilir:

Hamle yapılırken taşlar bir delikten fazla hareket ettirilimezler. Hamle sırasında her oyuncunun sadece bir adet(rakip oyuncunun taşını oyun alanının dışına itse dahi) hamle hakkı vardır.ilk önce 6 taşı oyun dışına atan kazanır.

Giresun (Çepnice: Giresin; Rumca: Κερασούντα, romanize: Kerasunta), Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz bölümünde yer alan Giresun ilinin merkezi olan şehirdir. Giresun, Osmanlı'daki idari bölgelerden biri olan Vilayet-i Çepni'nin merkeziydi. Giresun'un yerli nüfusunu Çepniler oluşturmaktadır.

Batısında Bulancak, güney ve güneydoğusunda Dereli ve doğusunda Keşap ile çevrilidir. Şehrin başlıca gelir kaynağı fındıktır.

Yunan kolonizasyonu öncesinde bölgede Karadeniz'in yerli kabilelerinin varlığı bilinmekte olup Hitit kaynaklarında "Kaşka" adıyla geçen kendir ziraati yapan savaşçı bir halkın bahsi geçmektedir. yüzyılda Kolhis ülkesinde Miletli koloniciler tarafından kurulan kent merkezinin çevresinde Kolh (Tzan) halkına ait köyler bulunmaktaydı. yüzyılda Pers İmparatorluğu'nun eline geçen bölge, Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıkmasının ardından özgürlüğüne kavuşmuştur. Sonrasında Pontus Krallığı tarafından ilhak edilen yöre, Zela Savaşı'nın ardından diğer Doğu Karadeniz şehirleri gibi Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş 1300 yıl sürecek Romalılaşma (Rumlaşma) sürecine girmiştir.

Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, topraklarının büyük bölümü Batı Asya'da Anadolu'da, diğer bir bölümü ise Güneydoğu Avrupa'nın uzantısı Doğu Trakya'da olan kıtalararası bir ülkedir. Batıda Bulgaristan ve Yunanistan, doğuda Gürcistan, Ermenistan, İran ve Azerbaycan, güneyde ise Irak ve Suriye ile sınır komşusudur. Güneyini Kıbrıs ve Akdeniz, batısını Ege Denizi, kuzeyini ise Karadeniz çevreler. Marmara Denizi ise İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Anadolu'yu Trakya'dan, yani Asya'yı Avrupa'dan ayırır. Resmî olarak laik bir devlet olan Türkiye'de nüfusun çoğunluğu Müslümandır. Ankara, Türkiye'nin başkenti ve ikinci en kalabalık şehri; İstanbul ise, Türkiye'nin en kalabalık şehri, ekonomik merkezi ve aynı zamanda Avrupa'nın en kalabalık şehridir.

Belirtmek gerekir ki, türkiye toprakları üzerinde bulunan ilk yerleşmeler Yontma Taş Devri'nde başlar. Doğu Trakya'da Traklar olmak üzere, Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Dor istilası sonucu Yunanistan'dan kaçan Akalar tarafından kurulan İyon medeniyeti gibi çeşitli eski Anadolu medeniyetlerinin ardından, Makedonya kralı Büyük İskender'in egemenliğiyle ve fetihleriyle birlikte Helenistik Dönem başladı. Daha sonra, sırasıyla Roma İmparatorluğu ve Anadolu'nun Hristiyanlaştığı Bizans dönemleri yaşandı. Selçuklu Türklerinin 1071 yılında Bizans'a karşı kazandığı Malazgirt Meydan Muharebesi ile Anadolu'daki Bizans üstünlüğü büyük ölçüde kırılarak Anadolu, kısa süre içerisinde Selçuklulara bağlı Türk beyleri tarafından ele geçirildi ve Anadolu toprakları üzerinde İslamlaşma ve Türkleşme faaliyetleri başladı.

yüzyılın sonlarından itibaren Batı Anadolu'daki Türk beyliklerinden biri olarak ön plana çıkan ve bağımsızlık kazanan Osmanlılar, 14. yüzyılda Balkan topraklarında gerçekleştirdiği fetihlerle büyük bir güç hâline geldi ve Anadolu'daki diğer Türk beylikleri üzerinde de hâkimiyet kurdu. Mehmed'in İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'na son vermesiyle imparatorluk hâline geldi. Viyana Kuşatması sonrasında gelen bozgun ve 15 sene süren Kutsal İttifak Savaşları sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'ya karşı üstünlüğü sona erdi.